Günlük hayatta birçok kişi şeker tüketimini yalnızca tatlılar, çikolatalar veya şekerli içeceklerle sınırlar. Çayına şeker atmayan, tatlıyı nadiren yiyen biri olarak “şekerle aram yok” diye düşünmek oldukça yaygındır. Ancak beslenme araştırmaları, modern beslenme düzeninde şekerin çoğunlukla fark edilmeden tüketildiğini ortaya koymaktadır. Bunun temel nedeni ise gizli şeker içeren gıdaların günlük beslenmede büyük yer kaplamasıdır.
Peki gerçekten gün içinde ne kadar şeker tüketiyoruz? Bu şekerin ne kadarı bilinçli tercihlerden, ne kadarı “sağlıklı sandığımız” ürünlerden geliyor? Gelin bu soruya tüm yönleriyle bakalım.
Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre günlük serbest şeker tüketimi, toplam günlük enerji alımının %10’unu geçmemelidir. Sağlık açısından ideal olan oran ise %5’in altıdır. Bu da ortalama bir yetişkin için:
Ancak yapılan beslenme çalışmalarında, birçok bireyin bu miktarın iki hatta üç katını fark etmeden tükettiği görülmektedir. Üstelik bu tüketim çoğu zaman “tatlı yedim” hissi oluşmadan gerçekleşir.
Gizli şeker, ürün etiketinde “şeker” adıyla açıkça yazılmayan ancak vücutta aynı metabolik etkiyi yaratan karbonhidrat bazlı bileşenlerdir. Bu nedenle tüketici, ürünü şekersiz veya sağlıklı sanarak tercih edebilir.
En sık karşılaşılan gizli şeker isimleri:
Bu içerikler özellikle “fit”, “enerji verici”, “proteinli” veya “doğal” etiketi taşıyan ürünlerde yaygındır.
Bunun birkaç temel nedeni vardır:
Bu durum, şeker tüketiminin kontrolünü zorlaştırır.
Günlük hayatta sık tüketilen ve gizli şeker içerebilen bazı ürün grupları şunlardır:
Bu ürünlerin tamamı “zararlı” değildir; ancak etiket okunmadan ve porsiyon kontrolü yapılmadan tüketildiklerinde günlük şeker sınırını hızla aşmaya neden olabilir.
Şeker tüketiminin en kritik noktası, tek bir öğünden değil günün tamamından değerlendirilmesidir.
Örnek bir gün:
Her biri tek başına “az şekerli” gibi görünse de toplamda önerilen günlük sınır rahatlıkla aşılabilir. Üstelik bu durum çoğu zaman fark edilmez.
Fark etmeden yüksek miktarda şeker tüketmek, kısa ve uzun vadede çeşitli etkiler yaratır:
Özellikle bağırsak sağlığı, fazla şeker tüketiminden doğrudan etkilenir. Şeker, zararlı bakterilerin çoğalmasını kolaylaştırırken faydalı bakterilerin dengesini bozabilir.
Şekeri tamamen hayatımızdan çıkarmak yerine yönetilebilir hale getirmek en sağlıklı yaklaşımdır.
Uygulanabilecek adımlar:
Bu noktada kakao nibi gibi rafine şeker içermeyen, yoğun aromalı içerikler veya lucuma tozu gibi doğal tatlandırıcılar, tatlı ihtiyacını daha dengeli karşılamaya yardımcı olabilir.
Tamamen şekersiz beslenmek çoğu kişi için sürdürülebilir değildir. Ancak rafine şekeri azaltmak, doğal ve lifli kaynaklardan gelen tatlılığı tercih etmek oldukça gerçekçi bir yaklaşımdır.
Buradaki amaç:
Bu yaklaşım, hem fiziksel hem de zihinsel olarak daha uzun vadeli bir denge sağlar.
Günlük şeker tüketiminin büyük kısmı ana öğünlerden değil, ara öğünlerden gelir. Bu nedenle atıştırmalık seçimi, şeker kontrolünde kilit rol oynar.
Lif ve protein içeren atıştırmalıklar:
Bu nedenle içerik listesi sade, ilave şeker içermeyen ve fonksiyonel bileşenlerle zenginleştirilmiş alternatifler günlük beslenmede önemli yer tutar.
Yetişkinler için ideal günlük serbest şeker miktarı 25–50 gramdır.
Paketli granolalar, protein barlar, aromalı yoğurtlar ve bitkisel sütler en yaygın örneklerdir.
Meyve şekeri lif ile birlikte alındığında rafine şekere göre daha dengelidir, ancak porsiyon önemlidir.
Her zaman değil. Etiketlerde farklı isimlerle eklenmiş tatlandırıcılar bulunabilir.
Evet. Lif, protein ve dengeli ara öğünler tatlı isteğini azaltabilir.
Ani kesintiler yerine kademeli azaltma ve doğru alternatiflerle mümkündür.
Gün içinde fark etmeden tüketilen şeker miktarı, düşündüğümüzden çok daha yüksek olabilir. Ancak bilinçli tercihler, etiket okuma alışkanlığı ve doğru atıştırmalık seçimiyle bu denge sağlanabilir.
Amaç şekeri tamamen hayatımızdan çıkarmak değil; kontrol altına almak ve sürdürülebilir bir denge kurmaktır.